Logo-tr

Küçük Bilgeler

Kate Magic - Pazartesi 19. Aralık, 2011

Big_dscn3508

Çocuklarım şimdi 12, 10 ve 6 yaşındalar, demek ki hepsini toplarsak 30 yıllık çocuk büyütmüşüm! Yine de çocukları beslemek konusunda size aktaracak bir hikmetim olduğunu düşünmeye cesaret edemem. Çocuklar için bir yemek kitabı yazmaya niyetim var mı diye çok soran oldu. Ancak o yola  girmem, çok engebeli bir yol çünkü. İstisnalar olsa da çocuklar yemek yeme konusunda genelde nazlılardır. Sizinki önüne konan her şeyi yiyen çocuklardan biriyse, sonu gelmez  yemek mücadeleleriyle uğraşmadığınız için minnettar olmalısınız.

Gözlemlediğim kadarıyla, kızlar genelde değişik yiyecekleri denemeye daha açık ve sebzelerini şikayet etmeden yerken, erkekler  daha inatçı oldukları gibi anne babalarını daha çok uğraştırıyorlar. Kızların çoğunda karşısındakini memnun etme, erkeklerdeyse bireyselliklerini ve tahakkümlerini gösterme eğilimi baskın.  

Her öğünde bedenime kulak verir ve kendimi zinde hissetmek için neyi yemeye ihtiyacım olduğunu anlamaya çalışırım. Bunu öyle uzun zamandır yapıyorum ki  artık pek yanılmıyorum. Gitgide çocukların yeme şeklini benimsedim. Ben de artık bir ya da iki malzemeyle yapılmış sade yemekleri tercih ediyorum. Günlerce aynı yiyecekleri  yedikten sonra başka bir yiyeceğe geçiyorum. Örneğin, şu anda Kasım ayındayız, havalar soğuyor ve günler kısalıyor, canım sadece keten tohumundan yapılmış krakerler ve deniz spagettisi yemek istiyor. Keten tohumu krakerlerini bütün yaz nerdeyse hiç yemedim. Fazla kuru ve yoğun geldiler. Yazın canım hep kendir sütü içmek istedi.                                                                                    

Keten çok miktarda ışık barındıran bir besin. Öğle yemeğinde dört keten krakerini lezzetli bir diple yemekten aldığım zevki size anlatamam. Deniz spagettisiyse, yassı erişteye benzeyen lifli bir denizyosunu. Yazın ağır geldiği için canım hiç çekmezken bu soğuk, karanlık günlerin en sakinleştirici, besleyici ve şefkatli yemeği deniz spagettisi oluverdi.

Bazı beslenme ekolleri her öğünde sadece bir besinin tüketildiği mono-beslenmeyi tavsiye ediyorlar. Böylesine bir beslenme çoğumuz için aşırı olsa da aslında söylediklerinin bilgece bir yanı var: ne kadar sade yersek sezgilerimizle o kadar bağlantıda oluyoruz. Böylece arzu ve alışkanlıktan veya salt tat alma duyumuzu tatmin etmekten ziyade, beslenmek için gerçekten ihtiyacımız olan yiyecekleri tüketiriz.

Bu nedenlerden dolayı çocuklarımı kendi yemeklerini yapmaya teşvik ediyorum. Çocuklarımın güçlü bir bağ kurdukları ve sorgusuz güvendikleri gelişmiş sezgileri olsun istiyorum. Tabii ki uydukları kurallar var (mesela, bir yemekte en az iki çiğ sebze ve bir miktar protein olmalı gibi) ve zaman zaman menülerini birazcık değiştirmeye ikna edilmeleri gerekiyor. Tamamen özerklik yanlısı değilim, çünkü bunun genç yaşları için çok fazla sorumluluk olduğunu düşünüyorum. Bizimkine kılavuzlu özerklik, ya da destekli özerklik diyelim. Önlerine koyduğum yemeği  bizzat onlara pişirdiğim için zorla yemelerindense bedenlerinin onlara gösterdiği doğrultuda yemek yemeye teşvik etmenin daha doğru olduğuna inanıyorum.

Başlıca amaçlarımdan biri onları güçlü bireyler olarak yetiştirmekse, onları benim seçtiğim yiyecekleri yemeye zorlayarak bu gücü ellerinden almış olmaz mıyım? Ne yiyeceğim konusunda seçme hakkımın olmamasına dayanamazdım. Genellikle neyi ne zaman yemek istediğimi iyi bilirim.

Her birinin sevdiği yemek farklı. Reuben genelde kendine yeşillikler, brokoli, maydanoz ve marulla dolu koca tabaklar hazırlar. İzin versem sadece avokadoyla yaşardı. Baharatı da çok sever. Ethan sade soslarla tatlandırılmış yosuna doymaz. Zachary’nin favorileri ise kırmızı biber, pancar, havuç, kızıl deniz yosunu gibi kırmızı şeylerdir.

Çocuklar, doğal sezgilerinin daha çok farkındadırlar. Sezgileri henüz biz anne babalarının beklentileri, yaşıtlarının etkisi ve etrafımızı çeviren amansız reklamlarla bozulacak kadar dünyada kalmamışlardır.

Kısaca çocuklarımız “nazlı” gibi göründüklerinde, onları azarlayıp onlar için neyin doğru olduğu konusundaki kendi fikirlerimizi zorla kabul ettirmektense, ne istediklerini bildiklerini ve sezdiklerini kabul edip bunu desteklememiz gerektiğine inanıyorum. Çocuklar yemekle olan ilişkilerini sağlam bir temele oturtmaya ve hangi yiyeceklerin kendileri ve bedenlerine iyi geldiğini kendi kendilerine bulmaya teşvik edilmezlerse, yemek hakkında geliştirecekleri inatçı ve katı tavırlarla insanı canından bezdirebilirler.

Benim çocuklarım genellikle günlerce aynı yiyecekleri  istiyorlar. Mesela, kahvaltıda çiğ yulafı çok severlerdi. Evde yulaf kalmadığında ya da önceden ıslatmayı unutmuşsak söylenmeleri bitmezdi. Ama şimdilerde yulaf “sevmiyorlar”, kahvaltı menüsündeki son seçenek olarak isteksizce yiyorlar.

Bir kaç hafta öncesinde bayıldıkları bir yiyeceği “hiç sevmedikleri” iddialarını kaç defa duymuşumdur. Ebeveyn olarak ilk tepki bu değişen hevesleri yanlış bir şey olarak algılamaksa da tam tersine, çocuklarımızın kendileri için en iyisini bildiklerine güvenerek bu duyularını izlemeleri için onları cesaretlendirmemiz gerektiğine inanıyorum.

Elbette, bazen yemeğe doyamadıkları yiyecekler onlar için en sağlıklı seçenekler olmayabiliyor. Ancak bu isteklerine de izin vermeli ve kaynağını anlamaya çalışmalıyız. Diyelim ki çocuğunuzun dondurma tutkusu var ve sürekli dondurma istiyor. Tabii aslında canı tatlı istiyor, bu da iyi bir alışkanlık değil, şeker tiryakisi olmasını istemiyorsunuz. Ama dondurmada başka bir şey de arıyor olabilir mi? Dondurmanın serinletici olduğu ortada - peki salatalık sever mi? Ya nane? Soğuk içecekler? Dondurma sütle de sütsüz de yapılsa içinde protein vardır - o zaman bu protein isteğini tatlı olmayan yiyeceklerle karşılamayı deneyebilirsiniz. Canları hep sütten yapılmış dondurma çekiyorsa, belki de D vitaminine ihtiyaçları vardır. Bir çocuk D vitamini ihtiyacını karşılamak için dondurma yerken bir başka çocuk da belki yeterince yağ almadığı için kızarmış patates istiyordur.

İsteklerini ve beslenme ihtiyaçlarını hangi yiyeceklerin karşılayacağını keşfetmek için çocuğunuzla takım çalışması yapın. Gelip geçen heveslerini ve arzularını görmezden gelmeyin. Böylesi hem daha zahmetli hem de kısa vadede başınıza daha çok iş çıkartsa da, uzun vadede çocuklarınıza verebileceğiniz en değerli armağanlardan birini veriyor olacağınıza yürekten inanıyorum.

Sezgilerimize güvenmekten bahsederiz ya, işte onlara tam da bu gücü veriyor olacaksınız. İçinde yaşadığımız  korku ve karmaşa dolu toplumda sezgilerimize kulak verip inandıklarımız doğrultusunda yürümek gerçekten zor bir iş. Çocuğunuza tüm bunlara rağmen inandığı gibi davranabilecek  gücü  verebilirseniz, harikulade bir şey yapmış olacaksınız.

İlk olarak Juno magazine'de www.junomagazine.com yayınlanmış bu makale yazarın izniyle damara-cocuk'ta tekrar yayınlanmaktadır.

Twitter-tr
Medium_dsc09944

Kate Magic

Kate Magic, çiğ beslenme üzerine 17 yıllık kişisel deneyiminin yanısıra 3 erkek çocuğunu da ağırlığı çiğ olan bir beslenme anlayışıyla yetiştirmektedir. 'Eat Smart, Eat Raw', 'Raw Living' ve 'Raw Magic' adlarında beslenme üzerine 3 kitabı vardır. Dünyada değişim yaratılabileceğine tutkuyla inanan Kate Magic, doğal ebeveynlik, çiğ beslenme ve süper besinler üzerine İngiltere ve dünyanın çeşitli ülkelerinde pek çok seminerler vermiştir. Daha fazla bilgi için www.rawliving.eu ve www.katemagic.com sitelerini ziyaret edebilirisiniz.



yorumlar yaz +

 

yorumlar ( 0 )

damara-cocuk farklı seçenekler arayan ebeveynlere, doğal hamilelik, emzirme, doğal ebeveynlik, holistik tedaviler, organik ve sağlıklı beslenme ve ekolojik yaşam gibi konularda bilgi sunan aylık online dergidir.