Logo-tr

Yemeğin Enerjisi

Tijen İnaltong - Pazartesi 19. Aralık, 2011

Big_tijen_food

Yaşamımızın tüm dönemlerinde, bilinçli ya da bilinçsiz, yaptığımız her hareket için enerjiye ihtiyacımız vardır. Sabah yataktan kalktığınız andan itibaren ne hareketler yaptığınızı düşünün. Enerjiniz olmasa hangi birini yapabilirsiniz? Diyelim ki diş fırçalamaktan yıkanmaya, yemek yemekten araba kullanmaya tüm aktiviteler için enerjiniz var. Ama bu enerjiyi doğru kullanıyor musunuz? Yataktan doğru kaslarınızı kullanarak kalkabiliyor musunuz? Çalışırken bedeninizin duruşuna dikkat ediyor musunuz? Doğru nefes alabiliyor musunuz? Doğru yiyecekleri doğru ortamlarda yiyebiliyor musunuz? Bundan da önemlisi iyi enerjisi olan yiyecekler tüketebiliyor musunuz? Dr. Robert E. Svoboda, Your Ayurvedic Constitution (Ayurvedik Beden Yapınız) adlı kitabında şöyle diyor: "Restoranlarda yemek yemekten kaçının. Çünkü birçok restoran sahibi sizin sağlığınız ve hazmınızdan çok kendi karını düşünür. Az ve basit olsa bile sevgiyle hazırlanıp sunulmuş olan bir yiyecek, büyük miktarda ve güzel görünümlü restoran yemeğinden daha doyurucudur."

Dr. Svoboda'nın da dediği gibi, bir yemeğin sevgiyle hazırlanmış olması çok önemli. Bunu test etmek de çok kolay. Yemek yapmaktan çok zevk alan ve yaptıklarını sevdikleriyle paylaşmayı seven bir dostunuzu, ya da annenizi düşünün. Bir de yaptığı her yemeği yakan, ya da tuzunu, biberini fazla kaçıran birini düşünün. İsteyerek, keyifle ve huzurla yapıldığında nasıl da lezzetli oluyor o yemekler değil mi? Peki ya zorla, ya da keyifsizken, mutsuzken yapılanları düşünün. Onlarsa boğazınıza dizilmiyor mu yerken? Her lokmada yemeği yapan kişinin mutsuzluğu sizi de sarıp sarmalamıyor mu?

Yemeği yapan kişinin olduğu gibi, bütün besinlerin de kendilerine özgü titreşimleri vardır. Bu titreşimler onu yiyen kişinin bedenini ve zihnini etkiler. Hint yaşam biliminin bir parçası olan bu inanca göre besinler üçe ayrılır: duyarlı enerji içeren besinler (satvik), ki bunlar zihni açan ve sakinleştiren besinler olarak tanımlanırlar (sebze ve meyveler, bakliyat ve tahıllar, süt ve süt ürünleri, kabuklu yemişler ve bazı baharatlar); ikinci grup değişken enerji içeren besinler (rajazik) olarak adlandırılır ve bedenle zihni uyarıcı etki yapar (kahve, çay, çukulata gibi kafeinli içecek ve yiyecekler, gazozlar, mayalanmış besinler ve bazı baharatlar); üçüncü grupta ise durağan enerji içeren besinler (tamazik) vardır ve bu besinler kişiyi uykulu ve uyuşuk yapar, enerjisini azaltır (et, balık, soğan, sarımsak, yumurta, alkollü içkiler, sigara, uyuşturucular, bayat ve bozulmuş yiyecekler). Bu felsefeye göre düzenlenmiş Veda mutfağında besin, mutfakta hazırlanan ve sihirli etkisi olan bir nesne değildir; yaşamın kaynağı olan Doğa'nın ortak bir yapıtıdır. Sevgi ve saygıyla hazırlanan Veda yemekleri besine farklı bir anlam yükler.

Beslenme terapisti olan bir hanım Çin'e yaptıkları bir ziyaretten bahseder kitabında. Gruptaki tek vejetaryen kendisidir. Gezi boyunca bir kase haşlanmış pirinç ve biraz lahanayla doyurulmuştur ve bir Budist manastırında yemek yiyecekleri o akşam da farklı bir yemek beklememektedir. Yemek başlar, grubun yemeği gelir. Oysa onun için bir kase pirinç bile sunulmamıştır henüz. Diğerleri afiyetle yemeklerini yerken o sessizce bekler. Kısa bir süre sonra kapı açılır ve elinde koca bir tepsiyle manastırın aşçısı yaklaşır. Tüm dikkatler aşçıya çevrilmiştir. Yabani mantarlardan yeşil yapraklı sebzelere, zencefilli havuç dilimlerinden tofu kızartmasına rengarenk yiyecekler, şık tabaklarda, et yemez misafirin önüne konulmuştur. Tepsideki yiyecekler bir ressamın fırçasından çıkmışçasına mükemmeldirler ve sofrada bulunan herkesin dilinin tutulmasına neden olur bu güzellik. Aşçı, misafirinin önünde saygıyla eğilir ve manastırda çalıştığı süre boyunca pek az kez vejetaryen yemek yapma fırsatı olduğunu söyler. Misafirine, kendisine bu yiyecekleri hazırlama imkanı verdiği için minnettar olduğunu bildirir. Yabani mantarlar yakındaki bir ormandan toplanmış, sebzeler ise kalitesiyle tanınmış bir bahçeden o gün gelmiştir. Aşçı bu açıklamalardan sonra şükranlarını sunmak için misafirinin karşısında bir kez daha eğilir ve şaşkın bakışlar altında salondan ayrılır.

Her okuduğumda gözlerimin yaşarmasına neden olan bu hikayedeki aşçıyı gözünüzde canlandırabiliyor musunuz? O güzelim yiyecekleri hazırlarken sunduğu sevgiyi, saygıyı hissedebiliyor musunuz? Bundan birkaç hafta önce yemek yediğimiz bir restoranın 76 yaşındaki aşçısının Bolu'ya, yabani mantar toplamaya gittiğini öğrenmiştim hayretle. Yetmiş altı yaşındaki bir aşçı işini gücünü bırakıp mantar toplamaya gider. Bu nasıl bir sevgidir, meslek aşkıdır diye düşündüm o an. O insanın güzel ellerinden çıkacak yiyecekleri düşünebiliyor musunuz? Öyle bir yiyeceği yediğinizde alacağınız sevgi titreşimleri yemeğin lezzetini kat kat arttıracaktır. Yemeği hazırlayan kişinin enerjisi size de geçer.

Bunun bir de sağlık boyutu var ki bu yazının asıl amacını teşkil etmektedir. Pek çoğumuz yemeği doymak için yiyoruz. Bazen ayakta atıştırarak, bazen ofiste, bilgisayarımızın başında, ya da araba kullanırken. Doyuyoruz da. Atıştırdıklarımız bazen bir sandviç, hamburger, biraz bisküi veya bir paket cipsten öteye gitmeyebiliyor. Eh, açlığımızı bastırıyoruz ya. Biz yediklerimizden tatmin olduk. Ya bedenimiz? Öncelikle mideniz yüzünü ekşitecektir. "Yine mi!" dediğini duyar gibi oluyorum. Yağlar bir kenara ayrılacak, katkı maddeleri bir tarafa, işe yarar kısımları büyüteçle arayacak mideniz, dalağınız, böbrekleriniz, karaciğeriniz. Mutsuz bir şekilde işlemeye başlayacaklar yediklerinizi.

Bir de şu örneğe bakalım. Evinizde sakin sakin oturmuş, taze mevsim sebzeleriyle sade ama besleyici ve doyurucu bir kap yemek hazırlamışsınız. Acele etmeden sofraya oturmuş, sessizlik içinde, huzurla yiyorsunuz, yavaş yavaş çiğniyorsunuz. O yemeği yemekten dolayı aldığınız hazzın farkındasınız. Size vereceği şifanın da. Yemek borunuzdan ahenkle inen bu güzel yemek midenizin sevinç çığlıklarıyla karşılaşacak, bütün organlarınız rahat bir "oh!" çekecek, bu yiyecekteki değerli maddeleri paylaşacak ve bedeninizin tüm hareketlerini en doğal, en sağlıklı şekilde yapabilmesi için görevlerini huzur içinde tamamlayacaklar. Dr. Svoboda, "iyi hazmedilmiş bir yiyecek her zaman için iyidir. Yemeği yerken duyduğumuz haz geçtikten sonra bile vücudumuzdaki binlerce hücreyi doyurur ve besler," diyor.

Ve şöyle bir liste sunuyor:

1. Sinirli, depresif, sıkıntılı veya duygusal olarak dengesiz olduğunuz zamanlarda veya herhangi bir fiziksel aktiviteden sonra yemek yemeyin.

2. Yemek yerken sakin ve temiz bir yerde oturun. Mümkünse yalnız veya güvendiğiniz insanlarla birlikte yiyin. Bütün duyu organlarınızın çevredeki güzellikleri algılamasına dikkat edin.

3. Yemek yerken sadece ona konsantre olun. Televizyon seyretmek, müzik dinlemek veya konuşmak konsantrasyonunuzu bozar. Sakin, yavaş ve yiyecekleri iyice çiğneyerek yemek yiyin.

Umarım bundan sonra yemek yerken yemeği hazırlayan kişinin, yediğiniz yemeğin ve bulunduğunuz ortamın enerjisini ve size vereceklerini farkedersiniz. Sağlıklı kalın.

Kaynaklar

1. Meditasyon ve Vejetaryen Beslenme, (Çeviren: Zafer Bozkaya), Lotus Yayınları, Ankara, 1991.

2. Geleneksel Hint Mutfağı, (Çeviren: Müheyya İzer), Sistem Yayıncılık, İstanbul, 1996.

3. Serving Fire: Food for Thought, Body, and Soul, Anne Scott, Celestial Arts, CA, 1994.

4. Your Ayurvedic Constitution, Dr. Robert E. Svoboda, Motilal Banarsidass Publishers, Delhi, 1994.

Twitter-tr
Medium_big_s7301522

Tijen İnaltong

1964 Eskişehir doğumlu. ODTÜ Şehir Planlama Bölümü’nü bitirdikten sonra yedi yıl bilgi işlem sektöründe çalıştı. 1993’te yüksek lisans eğitimi almak için ABD’ye gitti. 1997’de Türkiye’ye döndükten sonra bir dönem Bodrum Buğday Restoran’da gönüllü aşçılık yaptı. Bu dönemde ayrıca eğitmenlik, köşe yazarlığı ve çevirmenlik yaptı. 1999’da Bodrum Yararlı Bitkiler Araştırma Projesi’nde çalışıp bitkiler dünyasının büyüsüyle tanıştı. Televizyon ve radyo programlarına katkıda bulundu, panellerde konuştu, yemek kursları düzenledi, yerli ve yabancı gazete ve dergilere yazdı. Aşağıda adları yer alan kitaplarının dışında dört de çeviri kitabı bulunmaktadır: Mevsimlerle Gelen Lezzetler; Tak Koluna Sepeti: Bodrum Pazarından Tatlar, Renkler, Portreler; Mutfakta Zen; Bir Ot Masalı; Meyve Ağacından Hikâyeler; Her Güne Bir Yemek; Yurdumun Yenilebilir Otları; Turunç Kokulu Düşler. mutfaktazen.blogspot.com



yorumlar yaz +

 

yorumlar ( 0 )

damara-cocuk farklı seçenekler arayan ebeveynlere, doğal hamilelik, emzirme, doğal ebeveynlik, holistik tedaviler, organik ve sağlıklı beslenme ve ekolojik yaşam gibi konularda bilgi sunan aylık online dergidir.